Geç Ödenen Borç

1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (2 Oy - 4,50 Puan)
Loading...

Geç Ödenen Borç; Stefan Zweig’ın yazdığı diğer eserlere göre biraz daha kısa ve hikaye üslubu açısından biraz daha farklıdır. Yoğun psikolojik hikayelerine alışkın Stefan Zweig okuyucuları için hafif kalsa da oldukça keyif verecektir. Diğer hikayelerinin sonunda bitirici vuruşu yapan, müthiş finali süsleyen Stefan Zweig, bu hikayede finali oldukça kısa tutmuştur. Her hikayesinden okuyucuyu kendine bağlamayı başaran Stefan Zweig’ın bu hikayesini bir solukta bitireceğinizden emin olun.

Geç Ödenen Borç Konusu

Çocukluğunu birlikte geçiren ve bu dönemde birbirleriyle sırlarını paylaşan Margaret ve Ellen arasında geçen, aslında Margaret’in Ellen’e yazdığı mektubu konu alan Geç Ödenen Borç hikayesi, maddi borçtan ziyade manevi bir borcu konu almaktadır. Margaret yaşını almış evli, çocuklu bir kadındır. Fakat başından geçenler ve Ellen ile arasında sır olduğuna inandığı bir durumu, çocukluk dönemindeki gibi bir mektup yazarak Ellen ile paylaşmak istemiştir.

Margaret başından geçen olaylardan dolayı oldukça yorgun düşmüş ve doktor olan kocası tarafından kısa süreliğine, bulunduğu psikolojiden kurtulması adına dinlenmesi tavsiye edilmiştir. Yaşadıklarının ağırlığını omuzlarında hisseden Margaret ise kocasının bu teklifini kabul ederek, kısa süreliğine tatile çıkmıştır. Fakat bu tatile çıkma teklifini, evliliğinin ilk yıllarında eşiyle birlikte vakit geçirdikleri Tirol Bölgesinde yer alan bir pansiyonda kalma hayali neticesinde kabul etmiştir.

Pansiyona yerleşip, kitap okumak, yürümek, kimseyle muhatap olmamak gibi durumları hayal ederken, bu tatilin kendisine çok fazla yarayacağını düşünmektedir. Nitekim kısa süre sonra bu pansiyona yerleşerek tam da beklediği gibi bir ortamla karşılaşmıştır. Margaret burada kendini daha dinç ve daha sağlıklı hissetmeye başlamıştır.

Pansiyona her gün belirli kişiler gelir, belirli süre kalırlar ve sonrasında herkes kendi dünyasına ayrılır. Tirol Bölgesinde yaşayan kişi sayısıda oldukça azdır. Fakat bir akşam pansiyona gelen kişiler içerisinde bir adam dikkatini çeker. Margaret onu baştan-aşağıya süzer, pansiyonda kimse onunla muhattap olmak, konuşmak istemez. Fakat Margaret, pansiyonunun sahibesine kim olduğunu sorar. Tam da bu sırada pansiyon sahibesi o adamın Peter Sturzentaler olduğunu söyler. Bunu duyan Margaret duraksar, şaşırır, fakat hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam eder.

O sırada çocukluk dönemine geri döner. Arkadaşı Ellen ile aşık oldukları adama kadar. Margaret o dönem arkadaşı Ellen’den bir sırrını saklamıştır. Bu sırrın başrol kahramanı ise Peter Sturzentaler’dir. Margaret ve Ellen çocukluk dönemlerinde bu adama sırılsıklam aşık olmuşlar. Fakat Margaret bir gün daha fazla dayanamayarak Peter’in kapısına kadar dayanmış. Çocukluk aklı ve davranışlarına karşılık o dönem Peter, oldukça olgun tavırlar sergilemiş ve Margaret, şu an düşündüğü ve kendisine korkunç gelen ürkütücü sonuçlarla karşılaşmadığı için kendinisine borçlu hissetmiştir. Ayrıca bu sırrını arkadaşı Ellen ile paylaşmadığı için de Ellen’e bir sır borcu olduğunu düşünmüştür.

Peter, pansiyonda olan kişiler tarafından değer görmüyor, kale alınmıyor ve beş parasız bir şekilde yaşıyordu. Pansiyon sahibesi her gün ona ücretsiz bir bira vermektedir. Peter de bu birayı içer, içerken yüksek sesle konuşur, pansiyondakiler de ya onunla alay eder yada onu dikkate almıyorlardı. Fakat Margaret onu tanımış ve yıllar önce aralarında geçen, kendisini elinde olmasına rağmen zor bir durumdan kurtardığını düşündüğü Peter’e karşı borçlu hissetmiştir. Tam da bu esnada neler yapabileceğini, yıllar önce aşık olduğu adama borcunu nasıl ödeyeceğini düşünmeye başlamıştır.

Kısa süre sonra Margaret, yerinden kalkarak herkesin duyabileceği yüksek sesle; “Siz… Siz çok değerli oyuncu,  devlet sanatçısı Bay Sturtz değil misiniz?” diyerek hem pansiyondakilerin hem de Peter’in dikkatini çekmiştir. Bu yüksek sese kayıtsız kalamayan pansiyon misafirleri; Peter’e bir başka bakmaya başlamışlardır. Margaret ise Peter’i masasına çağırarak, pansiyon sahibesinden en kaliteli şarabı masalarına getirmesini istemiştir. Peter, heyecanlanmış, kendisini neredeyse kendinden daha çok tanıyan bu kadın karşısında mahcup kalmıştır. Margaret ise, kaybettiği özgüveni yeniden kazanmasına, toplumda yeniden itibar sahibi olması adına o an büyük çaba sarfetmiştir.

Yıllar önce Margaret’in içinde bulunduğu durumda büyük bir olgunluk sergileyen Peter’e karşılık bu kez Margaret büyük bir olgunluk ve nezaket göstermiştir. Borcunu ödediğini düşünen Margaret, bu durumu çocukluk arkadaşı Ellen ile paylaşmayı da ihmal etmemiş, tıpkı çocukken tüm sırlarını birbirleriyle paylaştığı gibi…

Geç Ödenen Borç Yorumu

Okuyucusunu bulunduğu yaştan alıp, çocukluk dönemine götüren ve o dönemleri tekrar yaşatan Stefan Zweig’ın Geç Ödenen Borç hikayesini büyük bir keyifle okuyacağınızdan emin olun. Her ne kadar hikaye, klasik Stefan Zweig eserlerinin giriş ve gelişme değerlerini karşılıyorsa da, sonuç oldukça kısa tutulmuş ve hikaye hemen sonlanmıştır. Hikaye başlığa bakılarak maddi bir borcun olduğunu düşündürürken, sonunda manevi bir borcun olması çok şaşırtıcı bir sonuç olarak sergilenmektedir. Hayat bir başka yönden bakış açısı kazandıran, çocuklukta verilen sözlerin büyüyünce de  söz olarak devam ettiğini gösteren bir hikaye.

Keyifli okumalar dileriz.

 

Henüz Yorum Yapılmamış

Yorum Yap