Friedrich Nietzsche’nin Otobiyografik Yazıları

1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (1 Oy - 5,00 Puan)
Loading...

Nietzsche; 15 Ekim 1844’de Lützen dolaylarındaki Röcken’de dünyaya gelmiş, kilisedeki vaftizinden sonra Friedrich Wilhelm adını almıştır. Çocukluğunda dini bütün bir Hristiyan olan Nietzsche, müziğe oldukça meraklıydı. Genç bir filolog iken Arthur Schopenhauer’un eserleri ile tanışmış, hayatındaki hesaplaşmalar ve kopuşlar başlamıştır. Aynı zamanda Goethe, Darwin, Voltaire ve Wagner gibi isimlerden etkilenmiştir. Alman filolog, filozof, şair, piyanist ve bestekar olan Nietzsche; Freud, Foucault, Heidegger, Sartre gibi bir çok ismi etkilemiştir. Bu yazıda felsefe tarihinin en müstesna filozoflarından olan Nietzsche’nin otobiyografisinden sözleri ve aforizmaları yer almaktadır.

Friedrich Nietzsche Sözleri ve Aforizmaları

  • Patlayıcı maddeler yaygınlaşalı uzun yıllar olmuştu, her şeyi ateşe vermek için gereken bir kıvılcımda ibaretti.
  • Nihayet gökyüzünün feri de kaçınca ıstıraplarının bakiyesine ebedi zulmet içinde katlanmaya mecbur kaldı.
  • Yer mümin bir ruhu kaybetti, gök bakan bir ruh kazandı.
  • Ağacın tepesi kesildi mi solar, kel kalır, kuşlar dallarını terk eder.
  • Onca zaman kırda ikamet ettikten sonra şehirde yaşamak faciaydı. Bu yüzden kasvetli caddelerden sakınıyor, kafesinden kaçan kuş misali açık alan arıyorduk.
  • Başınızdan geçenlerin, başkasının yaşadıklarına temas ettiği yerde ruhlar da birleşir ve maddi bağ ne kadar yakınlaşırsa manevisi de o kadar pekişir.
  • Tanrı yanımıza aynı hedefe ulaşma gayretinde olan refikler katarak, hayatımızı kayda değer anlamda güzelleştirmiş.
  • Narinlik naza, yaldızlı lisan tumturaklı laflara döndü.
  • Ses sanatı seslerle, nazmın kelimelerine göre daha etkili hitap edip kalplerimizin en gizli kıvrımlarına sızar. Fakat Tanrı’nın bahşettikleri ancak doğru ve hikmetli kullanıldığında nimete dönüşür.
  • Hakikaten üzücü bir başka tecelli ise zamane bestekarlarının çoğunun karanlık notalar yazma çabalarıdır.
  • Müzik ayrıca latif bir eğlence sunup meraklısı herkesi can sıkıntısından korur. Müziği küçümseyenleri hayvan mesabesinde ruhsuz mahluklar olarak görmek şarttır.
  • Deyim ve sembollerle kaplı fikirsiz şiir kıpkırmızı elmaya benzer ama içi kurtludur.
  • Şiirde deyim namına bir şey olamaz, çünkü çok fazla deyim kullanmak bizzat bir şeyler yaratmaya kadir olmayan aklın göstergesidir.
  • Kendine karşı dürüstlükle bağı olmayan hiç kimsenin büyüklüğünü kabullenmem: Kendine oyun oynamak midemi bulandırıyor. Böyle bir şey fark etmeyeyim, neler başarıldığı hiç umurumda olmuyor; bilmiyorum her yerde, diplerde bu oyunculuk var.
  • Üzerimde Pascal’ın küçümseyişi, Schopenhauer’in laneti var! Yine de onlara benden daha fazla bağlılık duyulabilir mi! Elbette dost kalıp sevgili ve soytarıya dönmemek için samimiyeti bırakmayan dostun bağlılığıyla.
  • En utandığım şey kendimi savunmaya mecbur kalmam. Çünkü ilkin kendi varoluş tarzımı başkalarınınkiyle kıyaslayıp anlaşılır saikler isnat etmek zorunda olduğumu fark ediyorum: Alışkın olmadığım için de başaramayacağımı biliyorum. Evet, kendi resmimi ne zaman başkaları üzerinden sunsam şaşkınlığa düşüyorum: “Bu kesinlikle ben olamam!” diye hissediyor, teşekküre kalkışsam kendimi samimiyetsiz buluyorum.
  • Bana nefsim için kelime lazım değil.
  • Benim de söz hakkım var! Tüm hakikatler benim için kanlı hakikatlerdir.
  • İnsanlar nice bilgiden kuvvetlendirici bir şey elde etmeyi beceremiyor, bunlar yasak yemekler, mesela benim kitabım.
  • Asla muhalefete kışkırtmak istemem, daha ziyade: Gelin meseleyi benimle şekillendirmeye yardım edin! Aleyhime hisleriniz oldu mu halimi, dolayısıyla argümanlarımı anlamazsınız! Aynı ihtirasın kurbanları olmamız gerek!
  • Lüks ihtiyacı bana hep derin bir manevi ruhsuzluğa işaret eder gibi gelir; tıpkı dopdolu, gerçek bir şey değil de nefsinin ve başkalarının karşısında takdim etmesi gerekenler bulunan bir şeyden ibaret olduğu için etrafını kulislere çeviren birisi gibi.
  • Hür düşünceli, cesur ve yeni görüşler bence sahtekarlık yahut fakirliğe ve alçaklığa zorlanmıyorsa iğrenç bir lükstür. Böylesi ihtiyaçları olanlar dindarlaşmalı ve devlet erkanı olarak itibar peşinde koşmalıdır, ele geçirilip temsil edecek o kadar çok iyilik var ki.
  • Manen zengin ve bağımsız olan zaten kudretli insandır, daha fazlasına sahip olmayı istemesi en azından böylesi insani devirlerde ayıptır: bunlar doyumsuz olanlardır.
  • Ben adabımuaşeret nedir bilmem! Hep başkalarına benzemek isteyen herkesi de hor görürüm. Yaptıklarına başkası ne der diye etrafa bakınanları! Faydalı olmak için değil de karşılarında gülünç düşmemek için başkalarını akıllarından çıkarmayanları -gülünç düşme hoşlarına giderdi! dehşet verici!-
  • Gülünç bir şey beni izzetinefsimden edecekse yuh olsun bana!
  • Bağımsızlığa meftunum, varım yoğun ona feda olsun – galiba en bağımlı ruha sahip olup ufacık tefecik iplere bağlansam bile sebep başkalarının zincirlere vurulduklarında çektiğinden daha fazla eziyet çekmemdir.
  • Yalnızlığa meylime boyun eğiyorum, elimden başka türlüsü gelmiyor: “Halbuki ihtiyacım yokmuş” – insanlar öyle diyor. Ama var. Kendi kendimi sürgün ediyorum.
  • Şu anki halimin ne kadar iyi olduğunu görünce mahcup oluyorum, başkalarının bu rahatlıkla neler yapabileceğini düşünmek beni muazzam yüreklendiriyor – ya ben ne yapıyorum!
  • Sık sık insanlara bir şeyler öğretebileceğimi sandım, onlara gurur ve sevgi karışımı hisler besledim. Artık, işin sonunda görüyorum ki öğreteceğim bir şey yokmuş, gelgelelim kendilerinden bir şeyler öğrenme şerefini bahşedeceklerin olmasını can-ı gönülden niyaz ederim.
  • İnsanlardan tiksintim çok artmıştı. Keza idealizmimin ahlaki kibrinden tiksintim de. Hor görülene yaklaşıyor, hor gördüğüm neler varsa kendi içimde arıyordum: Öfkemi dindirmek istiyordum. İnsanlığın tüm davacılarına karşı saf tuttum – onlardan ve kendimden yüce sözler söyleme hakkını kopardım.
  • Barındırdığı en yüce ruhu tanımayıp gecesinin içinden yükselen en şaşırtıcı yıldızı görecek gözlerinin olmaması bir çağa sitem için her zaman yeterli gelmez.
  • Şöhreti aklımın ucundan geçirmemekle beraber yazdıklarımın benden uzun ömürlü olacağından asla şüphe duymadım.
  • İnsanlardan beklediğim ne övgü ne merhamet ne yardım; onları daha ziyade “kendimle alt etmek” istiyorum.
  • Vahiy gelmiş biri gibi mi konuşuyorum? O zaman hor görün beni, sözümü dinlemeyin. Hala tanrılara ihtiyaç duyanlardan mısınız? Aklınız bu kadar ucuz ve kötü gıdalar almaktan hala tiksinmedi mi?
  • Azara övgüden daha çok şaşar, övgüyü azardan daha çok küçümserim.
  • Beni övecek adam anasının karnından doğmadı.
  • Ölümün kıyısında, hayattan korkum kalmayacak kadar çok yaşadım!
  • Ustalığım: Hoşuma gitmeyene tahammül etmek, hatta nazik davranmak – insan ve idrak. İşte en idmanlı olduğum saha.
  • En bağlı olduğum kimseler beni çok iyi tanıyanlardır (ben de dahil): Eteklerimdeki tepeleri ve kayaları fark edene kadar yabancıya karşı dikkatliyimdir: Bana çarpıp keyfi kaçsın istemem.
  • Başkaları ışıklarını ışıldatmak için etrafı geceye çevirmeye muhtaçtır – gece ışığına yaramayan benim onlarla ne alakam olur? Evet, ben geceyi, etraf geceye çevrilmeye kalmadan, iyi görülmeyecek sıklıkla inkar ederim.
  • En güçlü vasfım nefsime hakimiyetim. Ama bana en çok lazım olan da o, zira hep uçurumun kenarındayım.
  • Yaşamak ile tökezlemenin takım teşkil ettiği dağlarda ve bakımsız kasabalarda oturmaya artık ne kudretim ne hevesim var.
  • Işıltı saçan ne varsa hala peşindeyim – sense görünürken elini gözlerinin üstüne koyuyorsun.-
  • Duyduğum şiddetli heyecanların her biriyle mahvolmuşum. Birini hep yekdiğerinin karşısına koyardım.
  • Her türlü ahlaksızlığı söylemek dile kolay: Ya dayanabilmek! Mesela ben tutmadığım söze veya mesela cinayete dayanamazdım.
  • Her peygamberin Hazar’ı, yani bin yıllık imparatorluğu vardır.
  • Bugün sana yapılanı affedersin. Ama henüz yaşamamışsındır: Hele altı ay geçsin, bir daha affetmeyecek, unutmayacaksın.
  • Kınadığım, sevdiğim şu kişi değil, onu uğrunda sevdiğim şeydi.
  • Elveda dediğim oldu ama çıkarken kapıyı çarpmadım, onun içindir ki sağır kulaklarınız farkına varmadı.
  • Sizi es geçip ileri bakmasam nasıl yaşardım!
  • Hedef: Bir anlığına üstinsana ulaşmak. Bu uğurda her şeye katlanırım!
  • Bir yıldız battı ve kayboldu – ama ışığı hala yolda, peki yolda olmayı ne zaman bırakacak?

 

Henüz Yorum Yapılmamış

Yorum Yap