Erika Ewald’ın Aşkı

1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (1 Oy - 5,00 Puan)
Loading...

Erika Ewald’ın Aşkı; Stefan Zweig tarafından kaleme alınmış olup tıpkı diğer hikayelerinde olduğu gibi, hikayenin geçtiği ortamlardaki atmosferi olabildiğince okuyucusuna yansıtmayı başarmış bir eserdir. Eserlerinde başrol kahramanlarının, bulunduğu ortam ve mekanların psikolojisini ve atmosferini müthiş derecede yansıtmayı başaran yazar, bu hikayesinde de bunu olabildiğince okuyucusuna sunmuştur. Erika Ewald’ın Aşkı hikayesini bir solukta okuyacak, deyim yerindeyse tadı damağınızda kalacaktır.

Kitabın hemen başında şu not gelmektedir; “Ancak bu, bütün genç kızların, boyun eğenlerin sessiz kalanların hikayesidir. Acı içinde olduklarını asla söylemezler. Kadınlar söz dinlemek için yaratılmışlardır. Kaderleri hiç şüphe yok ki böyledir. Bunu o kadar erken öğrenir ve buna o kadar az şaşkınlık gösterirler ki, hiç olmayacak şeyler gelip kapılarını çaldığında böyle bir şeyin yaşanmadığını söylerler…”

Erika Ewald’ın Aşkı Konusu

Bir sabah yatağında uyanan Erika, hemen yanı başında bir mektup bulur. Kısmen resmi bir dil ile yazılmış fakat ne anlama geldiği sadece kendisi ve yazan tarafından bilinmektedir. Erika eline geçen mektubu tekrar tekrar okumaktadır. Yazılan kelimelere anlamlar yüklemekte, içini kaplayan bir mutlulukla keyiflenmektedir. Mektup, Erika’nın piyano dersi verdiği bir dernekte, tanıştıkları adamdan gelmişti. Bu adam başarılı bir keman virtüözüdür. Erika bu dernekte herkesle arkadaş gibi olmasına rağmen, çekingen tavırları bu adamı çok etkiliyor adam, onun çocuksu ürkekliğini hayranlıkla izliyor.

Bir süre sonra Erika ve keman virtüözü olan bu adam buluşmaya başlıyor. Birlikte yürüyüşler gerçekleştiriyorlar. Adamın hayranlığının yanı sıra Erika da bu adamı bazen bir sanat eseri gibi seyrediyor. Ona içini döktüğü her an, günah çıkarmış gibi rahatlıyordu. Adamın keman çalması onu çok etkiliyordu. Keman virtüözü olan bu adamla vakit geçirmek, müzik ve melodilerden etkilenen Erika için büyük bir keyifti. Adama karşı hislerini belli etmeyen Erika’ya karşılık bu adam, yanıp tutuşuyordu.

Erika’nın zaman zaman; durup duraksaması, bulunduğu ortamdan kaçıp kurtulmak istemesi, adamı çoğu zaman şaşırtmış, farklı anlamlar çıkarmasını sağlamış olsa da, Erika bir daha geri dönmemek üzere adamı vedasız bir şekilde terk etmiştir. Her ne kadar sonraları pişman olup en azından bir veda dilemeyi istese de bunu başaramamıştır.

Yalnız başına, kimsesiz bir şekilde kalan ve tanrı inancı olmayan Erika, kaçtığı bu adamı özlemeye başlamış ve bu özlem öylesine büyümüş ki içinde, dolaptan en güzel elbisesini seçip, büyük bir özenle giydikten sonra kaçtığı adamın konserine herkesten önce gitmiştir. Erika, adamın sahneye çıkması ve sesini duymasıyla birlikte, çok sakin bir şekilde başını kaldırır ve güneşe bakar gibi adama bakar. Kendini bu anda sıcacık bir dalganın içinde bulur. Adamın çalmaya başladığı melodi Erika’ya tanıdık gelir. Çünkü bu eseri Erika için bestelemişti.

Erika o an şarkının, yalnızca kendisi için çaldığı hissine kapılır. Bu parçayı büyük kalabalık içinde kimseyi değil yalnızca onu hedef alan bir soru gibi tanımlamıştır. Buna rağmen Erika konser çıkışında bu adamla görüşmek, göz göze gelmek istemektedir. Fakat bu hayal sahnesi, adamın yanında bir başka kadınla aracına binip uzaklaşmasıyla, hüsranla sona erer. Erika tam da bu anda kaderin sillesini yediğine inanmıştır.

Erika; “Bir daha uyanmayacak olmanın mükemmel tesellisi” diye tarif ettiği intiharı bile düşünür. Buna rağmen yaşananların yanlış, belki de düştüğü bu yanlışa rağmen hayatın güzel olabileceğini de düşünmeye başlar.

Yolda yürürken kendisine yanaşan bir süvari ile yürümeye başlar. Ona şans verip vermemeyi düşünürken, bir restoranda yemek yemek, sonrasında hesapsızca şarap içmeye kadar uzanan bir süreç başlar. Fakat bunun sonunda süvarinin bir haber olduğu, Erika’nın içini şişiren ne varsa hepsi dışarı çıkar. Erika hüngür hüngür ağlamaya başlar. Bu ağlama alkolün verdiği ağlama değil, korku dolu, acılı bir hıçkırmaydı. Süvari hemen bir araba çağırıp onu evine kadar bırakmak üzere kendisine eşlik eder.

Zaman geçer Erika tekrardan hayatına geri döner, kaldığı yerden devam eder fakat bir gün piyano başında çalışırken birden, çalıştığı notalar kendisine tanıdık gelir. Nereden geldiğini anlayamadığı notaları tekrar tekrar çalınca, adamın ona çaldığı hüzünlü aşk şarkısının ezgileri olduğunu fark eder.

Erika Ewald’ın Aşkı Yorumu

Stefan Zweig her ne kadar hüzünlü bir aşk hikayesini gözler önüne serse de, içerisinde Erika üzerinden gerçekleri ve psikolojik davranışları da bizlere mesaj olarak iletmektedir. Hikayenin diğer kahramanı olan “Adam” diye tabir edilen kişiye en azından bir isim verilmesi hikayeyi belki bir nebze de olsa daha anlamlı kılacaktı. Nitekim “Adam” olarak belirtip hikayeye ortak edilen kişiye verilen mesajlar ve pozisyonu havada kalabilmektedir. Erika karakterinin üzerine düşünülmesi ve günümüz ilişkilerine farklı bir açıdan bakılabilmesi adına harika bir eser.

Henüz Yorum Yapılmamış

Yorum Yap